Rahat Bir Doğum İçin Öneriler

Rahat Bir Doğum İçin Öneriler

Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, bilmediğiniz bu süreç sizi ürkütebilir. Hamilelik dönemi, doğum şekliniz, alacağınız kilolar ve cevabını bilmediğiniz daha yüzlerce soru korkmanıza sebep olabilir. Ama inanın siz ne kadar rahat olursanız, süreçte öyle kolay geçiyor. Panik olup, sürekli düşünerek kendinizi yıpratmayın.

Eğer bu yazıyı okurken hamile olduğunuzu biliyorsanız, size tavsiyem; bir fincan ılık süt alıp arkanıza yaslanarak yazımızı keyifle okumanız...

1- Kendinizi anne olmaya hazırlayın

Gerçekten bir çocuk sahibi olmaya hazır mısınız? Hayatınızla ilgili en zor kararı almaya hazır mısınız? Geceleri uykusuz kalmaya, bir süre dış dünyadan, partilerden, arkadaş sohbetlerinden uzak kalmaya hazır mısınız? Buna benzer sorulara verdiğiniz cevap evet ise, anne olmaya hazırsınız demektir.

2- Genel sağlık kontrolünden geçin

Genel bir sağlık taraması ileride sizi üzecek olumsuz bir durumu önleyebilir. Fazla kilolarınız varsa, ilk hedefiniz bu kiloları vermek olsun. Hamilelikte alacağınız kilolar ile birlikte, hayatınız daha da zor bir hale gelebilir. Şeker, tansiyon, kansızlık gibi hastalıklarınız olmasa bile her türlü kontrolü yaptırmanız da fayda var. Özellikle dikkat etmeniz gereken konulardan biri de diş sağlığı. Atlamayın derim... 

3- Folik asit kullanmaya başlayın

Hamile kalmadan önce ve hamilelik sırasında tüketmeniz gereken bazı vitaminler var. Bunları detaylı bir şekilde doktorunuzdan öğrenebilirsiniz. Bu takviyeler arasında en önemlilerinden biri de folik asit. Hamilelikten 3 ay önce folik asit kullanımına başlamakta fayda var. Folik asit, bebek gelişimi için çok önemli bir vitamin. Vücutta protein sentezi, hücre çoğalması ve kemik iliğinin görevini eksiksiz yerine getirmesinin yanı sıra DNA yapımında da etkili oluyor.

4- Doğru beslenmeyi öğrenin

Hamileliğin 3. ayından itibaren sağlıklı beslenmek anne ve bebek sağlığı için son derece önemlidir. Öncelikle sigara, alkol, kafein, paketlenmiş raf ürünleri, asitli içecekler, çiğ veya az pişmiş et, tavuk, cıva oranı yüksek deniz ürünleri hamilelikte tüketilmemesi gereken besinler arasında yer alır. Haftada en az iki öğün kırmızı et tüketmeye özen gösterin. Annenin isteğine göre biftek, köfte ya da steak şeklinde olabilir, ancak az pişmiş olmamalıdır. Yumurta çok kaliteli protein içerdiğinden dolayı, haftada 2-3 kez tüketilmelidir. Akşam yemeklerinde bol zeytinyağlı yeşil salata anneye vitamin kaynağıdır. Günlük olarak, omega yağ asitlerinden zengin olan, ceviz, badem, kuru incir, kuru kayısı gibi gıdaların tüketimi (birkaç adet olmak üzere) önemlidir. Tatlı, pasta, hamur işi, çikolata gibi gıdalar çok fazla tüketilmemelidir. Herhangi bir hastalık ya da gebeliğe bağlı diyabet yoksa meyveler ve yeşil sebzeler bolca tüketilmelidir. Günde en az 3 litre su içmeye özen gösterin. Soda ve maden suyu yoğun mineral içerir ve tüketilmesi faydalı içecekler arasındadır. 

5- Hamilelik ve Doğum hakkında bilgi sahibi olun

İlk 4 maddeyi uyguladıktan sonra sıra geldi hamilelik ve doğum hakkında detaylı bilgi sahibi olmaya… Ne kadar çok bilirseniz, o kadar çok güvenir, o kadar cesur olursunuz… Bilinmezlik insanı daha çok ürkütür. Peki nasıl doğru bilgi edinebilirsiniz? Doğum ile ilgili kitaplar okuyabilir, doğuma hazırlık kurslarına katılabilir, doğal doğum hikayeleri okuyabilir, konu hakkında doğru film ve videoları izleyebilirsiniz. Tabi eşiniz veya doğumda size destek olacak kişinin de bu konularda bilgilenmesi, size daha kolay destek olması için oldukça gereklidir. Size tavsiyem, korkutucu doğum hikayelerini dinlemeyin, doğum ile ilgili olumsuz filmleri izlemeyin. Ben kendimi hep olumlu yöne çevirdim. Annemin kolay ve rahat doğum hikayesini dinleyerek güç aldım.

6- Plan yap! Karar ver! Bütçe çalışması yap!

Kararsızlıklarınız netleştikçe rahatladığınızı göreceksiniz. Bu yüzden önceden plan yapın. İyi bir doktor araştırın, güvendiğiniz doktorda karar verin. Evinize yakın, kendinizi rahat hissettiğiniz bir hastane ile konuşun. Hamileliğinizin son aylarında çalışmıyor olacağınızdan maddi konular canınızı sıkabilir. Bu durumun önüne geçmek için, hamileliğinizin ilk aylarından itibaren bütçe ayarlaması yapın. Doğum ve doğum sonrası masrafları kağıda dökün. Resmi kurum ve bankalardaki işlerinizi son günlere bırakmayın.

7- Doğum yöntemleri hakkında önceden bilgi edinin

Gebelik ve doğum sürecinin her anı kişiye özeldir. Bu nedenle tercih edilecek doğum yöntemi için de, tek bir doğrudan söz etmek zordur. Elbette doğal ve sağlıklı olanı normal bir doğumdur. Ancak bazı tıbbi durumlarda sezaryenin gerekebileceğini unutmayın. Doktorunuzun sizi, en doğru olan yöntem konusunda bilgilendireceğine ve uygulayacağına inanın. Doğumu sezaryenle gerçekleştirerek de bebeğinizle güçlü bir bağ kurabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Siz, en sağlıklı şekilde bebeğinize kavuşacağınızı düşünün ve bu konuda doktorunuza güvenin. Araştırın, okuyun, doktorunuzla paylaşın... 

8- Egzersiz yapın, güçlenin, gevşeyin

Bedeninizi doğuma hazırlamak için hamileliğinizin üçüncü ayından itibaren, doktorunuzun onayı ile düzenli egzersiz yapmaya çalışın. Bacak, karın ve sırt kaslarınızın güçlenmesini sağlayacağı için yürüyüş ve yüzme tercih edebileceğiniz alternatifler arasında. Eğer imkanınız varsa profesyonel eğitim almış eğitmenler eşliğinde yoga ve pilates de tercih edebilirsiniz.

Hamilelik ve doğum sırasında hem fiziksel hem de psikolojik nedenlerle kas gerginliği yaşayabilirsiniz. Bu konuda doğum öncesi eğitim gruplarından nefes ve gevşeme egzersizleriyle, gerginliği azaltmayı ve doğuma yardımcı olacak kaslarınızı çalıştırmayı öğrenebilirsiniz. Böylelikle gereksiz güç kullanmadığınız için ve enerjinizi sancı zamanlarında kullanabilirsiniz. Nefes teknikleriyle birlikte pelvis taban kaslarınızı kullanmayı öğrenmeniz doğumda bebeğinizin de çok daha rahat çıkmasını sağlayacağından hem siz hem de bebeğiniz için önem taşıyor.

Hamilelik döneminde spor yapmaktan çekinmeyin. Doktorunuz izin verdiği sürece, uygun egzersiz programlarına devam edin… Ruhen ve bedenen kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

9- Hazırlıkları tamamlayın

Bebeğinizin cinsiyeti belli olduktan sonra eşyalarını almaya başlayabilirsiniz. Bu hem maddi açıdan daha rahat hareket etmenizi sağlar, hem de işlerin bittiğini gördükçe mutlu olursunuz. Doğumda dağıtılacak ikramlıklar, hastane odası süslemesi, doğum çantanız gibi hazırlıkları son ana bırakmadan ayarlayın. Doğum fotoğrafçısı tutmayı düşünüyorsanız, önceden konuşup gerekli planlamaları yapın.

10- Doğumun kendiliğinden başlamasını bekleyin

Doğal bir hamilelik sürecinin sağlıklı bir doğumla tamamlanması 38. ile 42 hafta arasında gerçekleşebiliyor. Normal bir doğum yapacaksanız, kesin tarihin yine bebeğin durumuna göre belirleneceğini unutmamak gerekiyor. Her ne kadar son ayınızda, sabırsızlık ve heyecanla birlikte stres düzeyi artsa da sakin kalmaya özen gösterin. Doğum kendiliğinden başladığında çok daha kolay olacağı için, tıbbi bir engel yoksa doğumun kendiliğinden başlamasını bekleyin. Bu noktada doktorunuzun tavsiyelerini mutlaka dinleyin. Ancak doğumu başlatmak için; yürüyüş yapmak, merdiven çıkmak, cinsel ilişki, göğüslerin uyarılması, pilates topu üzerinde kalçanızla yapacağınız dairesel hareketler kısmen işe yarayabilir. Bazı doğal gıdaların (hurma, ananas, ahududu yaprağı çayı) tüketimi de zararsızdır. Ancak miktarını abartmayın. Aynı zamanda içeriğine hakim olamadığınız karışım çaylar ve yağları da hiçbir şekilde kullanmayın.

11- Doğum sırasında yanınızda sakin biri olsun

Daha önce hamilelik yaşanmış bile olsa doğum kaçınılmaz olarak stres yaratacaktır. Önemli olan bu stresi kontrol edebilmektir. Etrafınızda size destek olmak için bulunan kişilerin gerginliğinin de sizi olumsuz etkileyeceğini unutmayın. Bu nedenle yardım için sakin yapıda bir kişiyi tercih edin. Bazı babalar için karısının acı çektiği ana şahitlik etmesi güç olabilir. Ancak aile kavramının gelişmesine katkıda bulanacağı için babanın da doğuma katılması yarar sağlayacaktır.

12- Sancılarınız başladığında yatakta kalmayın

Herhangi bir tıbbi engeliniz yoksa ve doktorunuz aksini söylemediği sürece, doğum sancıları başladıktan sonra yatakta kalmamaya çalışın. Ayakta kalarak veya yürüyerek yerçekiminin de etkisiyle bebeğin aşağı inmesine yardımcı olabilirsiniz. Bir pilates topu üzerinde hareket etmek, yürümek, sallanmak, çömelmek, öne doğru yaslanma pozisyonları ve beraberinde sırt masajlarını da rahatlamak için kullanabilirsiniz. Aktif olmak kasılmaları da çok daha rahat atlatmanızı sağlayacaktır.

13- Dayanabileceğiniz noktaya kadar evinizde bekleyin

Ne kadar sakin ve rahat olursanız vücudunuz da o kadar fazla yaşamsal doğum hormonu salgılar. Sancılar artar ve doğum gerçekleşir. Evinizdeyken her şey yolundaysa, doğum öncesine kadar evde kalabilirsiniz. Doğumun erken safhalarında sancıların şiddeti daha azdır ve daha dayanılabilirdir. Bu aşamada sancılar, uzun süre devam edebilir, çoğunlukla 24 saatten fazla... Bu durumda, vücudunuz sizin katılımınızı talep etmiyorsa, bunun için acele etmeyin. Sancılarınıza aldırmayın, dayanabildiğiniz kadar dayanın. Peki, ne zaman hastaneye gitmeniz gerekiyor? Bunun için kesin bir cevap veremeyiz. Ama doktorunuza sancıları evinizde çekmek istediğinizi anlatın, nasıl bir yol izleyeceksiniz planlayın, telefon ile destek alıp sancı sıklığını birlikte takip etmek istediğinizi söyleyin. Doğru yol izleyerek, tüm sakinliğiniz ile evinizde sancılarınızı çekerek, sonrasında hastaneye gitmeniz size tahmin edeceğinizden daha büyük bir rahatlık ve güven hissi verebilir… Böylece, enerjinizi gerçekten ihtiyacınız olacak anlar için saklamış olmanın gururunu yaşayacaksınız. Doğum sürecinin başlarında seyrek ve düzensiz şekilde gelen sancılarınız vücudunuzu ve bebeğinizi doğumun yoğun anlarına hazırlıyor, unutmayın...

14- Hastaneye gittikten sonra acele etmeyin

Artık hastaneye gitme zamanının geldiğine eminsiniz. Eşiniz telefonla konuşuyor, valizleri hazırlamaya çalışıyor, eksikleri düşünüyor… Peki ya siz? Hastaneye gitme hazırlıkları hamileler için çok dikkat dağıtıcı olabiliyor. Bu esnada çok sakin hareket etmelisiniz. Her sancıda tüm dikkat dağılacak ve beklenen “o an” geldi sanacaksınız! Eşiniz eşyaları yüklenip, size destek olup, arabayı çalıştırıp, birde hastane yolunu karıştırmamaya odaklanacak. E o da ister istemez panikleyip işlere yardım etmekten çok kendine yardımcı arayacak. Öyleyse şimdiden eşinizi hazırlayın. Hastaneye gitmeden önce zamana ihtiyacınız olacak. Telefonun hızlı arama tuşlarına gerekli numaraları kaydedin. Valizler hazır olsun. Telaşa kapılmadan ve doğum konsantrasyonunuzu kaybetmeden hareket etmeye çalışın.

15- Mahremiyetinize saygı gösterin

Hastaneye geldiniz ve yanınızda eşinizle bekleme odasına gittiniz. Sakince bir koltuğa oturup sancılarınızı kontrol etmeye çalışıyorsunuz. Hem de herkesin gözü önünde, ışıkların altında! Böyle bir ortam anneyi rahatsız eder. Hastaneye giden çoğu annede tedirginlik artar ve bu da doğumun ilerleyişi için çok önemli olan oksitosin hormonunu olumsuz etkiler. Bunun anlamı da sancıların gelmesini ertelemesi demektir. Anne adayı odaklanıp, nefes alıp vererek sancılarını kontrol edemiyorsa rahatsızlık baş gösterir. İşte o zaman sorunun kesinlikle kendinde olmadığını, çevresi yüzünden böyle olduğunu kendine telkin edebilir. Normal ilerleyen bir doğum için, kadınların mahremiyetinin korunuyor olması gerekir. Her şey doğal olmalı ve kontrol edilebilmeli. Hafif aydınlatılmış, birinin sizi gözetlemediği, eşinizin size destek verebileceği bir yer bulun. Bu mahremiyet isteğinizi, doğum öncesinde doktorunuzla mutlaka paylaşın. Dış ortam sizi çok rahatsız ediyorsa, dış dünyaya kendinizi kapatın, hatta kulak tıkacı, göz maskesi takın. Ancak bu şekilde tüm dikkatinizi ilerleyen doğumunuza verebilir ve ritminizin bozulmamasını sağlayabilirsiniz.

 16- Su için

Sancılar sırasında en önemli şeylerden biri de bol su içmeniz. Peki, bardaktan içerken oluşabilecek sakarlıklardan nasıl korunursunuz? Emzikli bir su şişesi en kolay yoldur. Ama dikkatli olun. Günümüzde bu sancılar sırasında gerektiğinden daha fazla su içiliyor ve bunu kimse fark etmiyor. Bu konuda yanınızdaki yakınınızın sizi gözlemlemesini ve uyarmasını rica edin.

17- Lavanta yağını deneyin

Lavantanın sedatif etkisi ve rahatlatma özelliği artık herkes tarafından biliniyor. Sancılar sırasında çok olumlu etkiler yaratabilir. Sizi sakin tutabilir. Sancıların sınırlarını belirler ve kaslarınızı çok fazla kasılmaktan kurtarır. Doğum sırasında lavanta kullanan bir anne adayı, doğumu daha rahat geçirir ve vücudunun diğer kısımlarını da yormaz. Büyük bir mendil alın ve içine birkaç damla lavanta yağı damlatın. Mendili hep yanınızda bulundurun. Erken doğum öncesinde bile… Sancının geldiğini hissettiğiniz an, ağzınızı ve burnunuzu bu mendille kapatın. Alabildiğiniz kadar derin nefes alın.

18- Rahim ağzının ne kadar açıldığını görmezden gelin

Uzmanlar serviksinizin ne kadar açıldığını sorarsanız, sancıların nasıl ilerleyeceği hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz diyor. Her doktor, serviksin açıklık derecesine göre farklı sonuç çıkarır. Bir kadının serviksi 3 cm. ’den 10 cm. ’ye kadar açılabilir. Doğum öncesi 3 saat içinde 9 cm. ’ye kadar açılabilir ve sonraki 5 saat daha doğum yapamayabilir. Bu olanların tümünü bir yarış gibi görmek yerine tamamen sancılarınıza odaklanın. Bu performans baskınızı yükseltir ve adrenalin salgılarsanız, doğumunuz da kolay olur.

Huzurlu bir hamilelik süreci geçireceğinizi düşünüp, mutlu bir bebeğiniz olacağını hayal edin... Pozitif olun... Evrene olumlu mesajlar gönderin... 

Sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmeniz, bebeğinize sağlıkla kavuşmanız dileğiyle... 

Sevgiler... 

 

YORUMLAR

    Bu konuya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...

YORUM YAZ